06 Nisan 2008

Acemi Balık (Bölüm 4)

Başarının yolu istemekten geçer. Bir hedefe ulaşmak istiyorsan, gönlünü, yüreğini ortaya koyduysan , inandıysan yaptığın işe, başarı kendi ayaklarıyla yürür sana.

O inanç, karşılaştığın sorunlar ne kadar büyük olursa olsun ayakta tutar seni. Hedefine sanki hep bir adım kalmış kadar yakın hissedersin kendini, bir uzansan yetişeceksindir sanki. İşte budur kıpırdayacak halin kalmamışken verdiğin soluk arasında seni yeniden yola koyan, sanki onca yolu gelmemişsin gibi canlı tutan…

İnanmak , zifiri karanlıklardaki ışığı görebilmektir. Hiçbir yol yokken doğru yönü hissedebilmektir. Tüm söylentilere kulak tıkayıp tam aksini düşünmektir.

Onun aklında da “başaramamak” diye bir düşünce yoktu, hiç olmadı. İnandı gittiği yola. Zaman zaman aç kaldı belki. Kimi zaman endişelendi, bazen yanlış yollara girdi.Ama inandı.

Bir zaman sonra karanlıklar aydınlanmaya başladı. Bir yere vardığının farkındaydı ancak neresi olduğunu bilmiyordu. Çok kalabalık bir yerdi burası. Şaşkın şaşkın dolaşmaya başladı hiç bilmediği canlıların arasında. Kenarıda duran bir şey dikkatini çekti. Ağzını kocaman açmış bir deniz kabuğuna benziyordu. Kabuğu pırıl pırıl parlayan bu varlığa yaklaştı. Onunla oynamaya başladı. Girdi çıktı, etrafında dolandı. En sonunda dayanamadı içine girdi uzandı. Etrafı meraklı gözlerle izlerken bir yandan da ne kadar yolu kaldığını düşünüyordu. Düşünürken yorgun bedeni dayanamadı uyuya kaldı.

İçinde huzurla uyuyan balığı gören ev sahibi kapılarını yavaşça kapadı. Onu görür görmez buralardan olmadığını, yolcu olduğunu ve çok yorgun olduğunu sezmişti. Hiç sesini çıkartmamış balık uyuyana kadar onu izlemişti. Uyanmaması için yavaşça kapaklarını kapatıp huzur içinde birkaç saat geçirmesini sağladı. Hatta onunla birlikte o da uyumaya başladı.

Bir zaman sonra balık sayıklamaya başladı. Denizin ona söylediği sözleri deniz , okyanus ve neden kelimeleriyle harmanlayıp bölük pörçük sayıklıyordu. Ev sahibi uyandı ve onu dinlemeye başladı. Anlamak için çok zorlanmadı. Sayıkladığı sözcükler ünlü bir düşünürün sözlerinden başka bir şey değildi. Saatler geçtikçe balığın sayıklamaları iyice arttı. Ev sahibi bulmacayı çözmek adına düşündü…

Deniz…Okyanus…Neden…ve sözler…

Bir süre sonra balık gözlerini açtı…

Açtı ancak gözlerinin açık olup olmadığını anlayamadı. Açmış olması ile açmamış olması arasında hiçbir fark yoktu. Zifiri bir karanlığın içinde buldu kendini ve çok korktu. Fırlayıp gitmek istedi ancak kabuk onu sardığından kıpırdanamadı bile. Can havliyle bağırmaya başladı.

- "Neler oluyor! Nerdeyim ben! Öldüm mü yoksa. Allah’ım…"

- "Şiştt!" Diyerek susturur onu ev sahibi. Balık irkildi.

- "Sende kimsin?"

- "Kim olduğumu boşver. Yalnızca beni dinle. İyi dinle. Bu sözler senin anahtarın olacak!"

Anahtar kelimesini duyunca balık çok şaşırır. Şaşkınlıkla birlikte dinlemeye başlar karanlığı.

"Aziz dost! Kulak tut sözüme! Dinle!"

"Aklın tutsağıdır duygu,akıl da ruhun…"

"En zor ve karmaşık işleri yapar akıl, eğer tutsak elini çözerse ruh…"

"Duru bir ırmağı andırır ruh, tertemiz bir ırmağı…Tensel düşünceler ve nefse ilişkin arzular da ırmağın üzerini kaplamış bir avuç çerçöp…"

"Eğer itiverirse aklın eli o çerçöpü, ırmak kendini gösterir, berrak ve duru..."

"Dünya arzuları kaplarsa suyun yüzünü eğer..Eğer hayvani arzular baskın olursa tende… Nefis gülmeye başlar o vakit, ve akıl ağlamaya…"

"Heveslerin ve arzuların elleri bağlanınca çözer çünkü aklın elini Tanrı…"

"Sana kumanda etmeye başlar o zaman akıl, seni çekip çevirir… Önceleri sana hakim olan duygular mahkumun olur sonra, buyruğuna uyarlar bir bir…"

Bu sözlerden sonra ev sahibi kapılarını yavaş yavaş açmaya başladı. Bir demet ışık, ışıl ışıl parıldadı aralıktan güneş doğarcasına. Balık ışığa doğru döndü yüzünü ve ışığın sıcaklığını hissetti. Işığın sıcaklığı çekti onu o anda. Işığa doğru koşmaya başladı, aydınlığa. Hızlı hızlı atan kalbiyle attı kendini yeniden serin sulara, kaldığı yerden devam etti yoluna...

Acaba deniz kabuğu sandığı ev sahibinin, aradığı deniz tarağı olduğunu bilse yine de devam eder miydi o yola?



Kıvırcık
06.05.2008
Nezarethane

Hiç yorum yok: