25 Ağustos 2008

Değmez mi dersin?

Günün birinde bir kız yaşarmış. Kızın saflığını ve masumiyetini görmek için gözlerine bir an bakmak yetermiş. Gözlerine bir an bakan biri onun tüm yaşantısını, bükük dudaklarına bakan yaptıklarından duyduğu memnuniyetsizliği hemen anlarmış. Ancak ona kimse yardım edemezmiş. Günün birinde bu kızı çok iyi hissetmeye başlamış bir genç ona yardım etmeyi denemiş. Ama dedik ya ona kimse yardım edemezmiş...kendisinden başka...

Genç çocuk ne yaparsa yapsın ona yardımcı olamamış. Onun üzüntüsünü kendi üzerine almış, her an ona yardım etmeye çalışmış, göremediklerini göstermeye, hissedemediklerini hissettirmeye çalışmış, onun dertlerini kendine dert edinmiş ama elinden hiç bir şey gelmemiş. Üzüldüğü ve yıprandığı ile kala kalmış. Sonunda çaresizlik içinde onu kendi haline bırakmaya karar vermiş...

Kız yalnızlığına çekilmiş sonra. Şehrin gürültüsünden, hızlı yaşantısından kaçmış, daha sakin ve sessiz bir yere yerleşmiş. Yanlızlğı içinde tanımaya başlamış kendini sonra. İçinde iki kişi yaşadığını fark etmiş. Duyguları ve mantığının ayrı kişiler olduğunu ayırt etmiş. Her zaman mantığını konuşturduğunu duygularını hep susturduğunu fark etmiş. Birazcık da ruhuna, duygularına vermiş sözü. Adil bir yargılama sürecine girmiş böylece. Daha iyi kararlar alabilir olmuş. Aydınlanmaya başlamış yavaş yavaş. Yıllardır kendine zorla kabul ettirdiği kalıpların dışına taşmaya başladığında bulmaya başlamış kendini, anlamış yanlış yollarda, alakasız patikalarda kendini harap ettiğini.

O günden sonra yaşadıklarından dolayı kendini suçlamayı bırakmış, pişmanlıklarını, aldığı kötü kararları düşünmeyi rafa kaldırmış. Çünkü anlamış ki insan hata yapar. Belki bazen en acısını, belki geri dönülmez olanlarını yapar. Bunların hata olduğunu düşünerek başka bir hata daha yapar. Ancak asıl hata bu değildir hiç bir zaman. Bu hayattaki asıl hata denilen şey, hata olarak görülen hatayı tekrarlamak, geçmişe takılıp kalmak ve geleceğini mahfetmektir. İşte asıl hata budur.

O gün tüm düşüncelerinin üzerine beyaz bir çarşaf örtmüş. Sözde hatalarıyla barış imzalamış. Onlarla savaşmayın ne kadar anlamsız olduğunu fark etmiş. Savaşmak kan dönmek, içini paramparça etmektense , inşaa etmeyi, güzellikler yaratmayı denemeye karar vermiş.Kendine bir söz vermiş.

"Sözde hatalarımı affedecek ve asıl hatayı yapmayacağım. Geleceğimi mahfetmeyeceğim. Sözde hatalarım benim ne yapıp ne yapmamam gerektiğine dair klavuzum olacak benim. Onlar benim dostum olacak aslında. Bundan sonra hata yapmayacağım. Doğru olana, huzura, sağlığa mutluluğa ereceğim. "

O gün içine doldurduğu mutluluk ve huzur ile artık sabah kalktığında taktığı maskeyi koyduğu yeri unutur olmuş. Çünkü artık ona ihtiyacı yokmuş. Çünkü yüzündeki asıl mutluluk ve huzur etrafına büyük bir neşe katıyormuş. İnsanlar onun saçtığı gerçek neşe ile ona daha çok bağlanıyormuş, gerçek arkadaşlar, dostlar ediniyormuş. Dostları onun her zaman yanında olarak ona destek oluyormuş. O da önceden onları kendinden uzaklaştırmak yerine daha çok yanına davet ediyor onlarla birlikte gülüyormuş ve hayatına emin adımlarla devam ediyormuş.

Sonra günün birinde tüm bu fikirleri daha önce birinden duyduğunu farketmiş. O genç... Zamanında dinlemediği, bir şekilde yanından ittiği, üzdüğü o genç...

Ama biliyormusunuz o genç şimdi çok mutlu. Çünkü önemsediği insan ona fark ettirmeye çalıştığı düşüncelere yönelik bir adım attı. Belki kendi başarılı olamadı, belki beceremedi bilinmez ama önemli olan şimdi bir uyanışın yavaş yavaş gerçekleşiyor olmasıydı.

O gencin şimdi tek bir isteği var. Yenilme! Sözde hatalarına yenilme! Derin uykudan uyanmaya başladığın bu günlerde yatağın sıcaklığına yapılıp yeniden derin uykuya dalma. Unutma! Doğru olan zordur! Sabret. Doğruyu ve mutluluğu kovala... Sözde hatalarını yeni hatalarla süsleme, bile bile yanlış yapma, mantığının sahte diğer yanının gerçek olduğunu ve eninde sonunda belki yıllar sonra da olsa onun kazanacağını unutma! Güvendiğin insanlara sarıl, onlardan güç al, onları itip uzaklaştırma, onları yanına çek, onları yanına çek ki onların güzelliğinden iyiliğinden birer parça da sen al. Onlarla birlikte nefes alarak, onlara bakarak karar, olgunlaş ve onlarla duygularını paylaş. Paylaştıkça içinde doğan minicik huzurla bir adım daha ilerle. Korkma! Senin üzüntülerini kendi üzüntüleri yapacak, üzüntünü üstüne alacak sana yardımcı olarak çok insan var...En azından benim bildiğim bir kişi var...

Elindeki şişeye uymayan bir kapağı 750 kere uydurmaya çalışmaktansa kapağı değiştirmek daha güzel bir fikir değil mi ? 750 kere bunu denedin... Hadi gel şimdi bir de kapağı değiştirmeyi dene. Belki ilk hamle de doğru kapağı bulacak ve mutlu olacaksın, denemeye değmez mi dersin?

2 yorum:

Adsız dedi ki...

Özensiz bir söz dönüşebilir kavganın kıvılcımına,
Acımasız bir söz sürükleyebilir bir ömrü uçuruma,
Acı bir söz aşılayabilir nefretin zehirini,
Kaba bir söz ise vurup öldürebilir bedenini,
İnce bir söz kaldırabilir yoldaki taşları,
Neşe dolu bir söz günün aydınlığı,
Yerinde bir söz kurtarabilir yüreğindeki sıkıntı kuyusunu,
Sevgi dolu bir söz şifa ile kutsayabilir ruhunu..

Kıvırcık dedi ki...

Sözlerin gücü üzerine oldukça güzel bir yazı. Seçtiğimiz kelimelerin, kelimeleri kullandığımız yerlerin ne kadar önemli olduğunu unutmamamız gerektiğini hatırlatıyor.

Teşekkürler.