04 Ocak 2007

Mustafa Ve Yağmur - Bölüm 2

Gözleri dolmuştu.İçi acıdı yine.Karışmıştı duyguları.Beklemeli miydi bir sonraki vapuru? yoksa çoğu zaman olduğu gibi çaresizlik içinde geri mi dönmeliydi?.Çıktı iskeleden yan taraftaki çay bahçelerinden birine oturdu.En kıyıdaki yeri seçti.Dalgaların sesini duymak istiyordu.Cansız olan her nesnenin konuşup ona yol göstermesini istiyordu.Martılara,balıklara soruyordu.Gözleri uzaklara daldı...

Gitsem...diye düşündü.Ne olacaktı?.Kendisi ile görüşmek istemeyen birisinin karşısına geçip konuşacaktı.En zor şeylerden biridir kafasında fikri belli olan birine karşı konuşmak.Ne diyecekti ki...Ayrılık süresince ettiği onca sitem,onca haykırış,yakarış,öfke...zaten bunlar herşeyi berbat etmemiş miydi?.O ise tüm bunlara rağmen ona tek kelime etmemişti.

Düşündü..İnsan sevdiğinin yanında olmaz mıydı?.Nasıl dayanırdı seven,sevdiği bir adım yakınında olduğu halde sırt çevirmeye?.Kendi sevgisini düşündü.O her ne yaparsa yapsın,nefret ettiğini söylese de,yüzüne tükürse de,en ağır sözleri söylesede,milyonlarca kilometre öteye gitsede en zor anında ona yardım edebilmek için onun yanına gelebilecek kadar çok sevebiliyordu.

Ama Yağmur öyle düşünmüyordu.Mustafa en üzüntülü anında ondan bir mesaj, bir tepki beklediği halde, onu bile ondan esirgiyordu.Hatta üstüne üstlük o anda gülücükler dolu mesajları arkadaşlarına yazabiliyordu.Ona umut vermemek için elinden geleni yapıyordu.Ondan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışıyordu.Aradığı zaman görmezden geliyor,mesajlarını almamış gibi davranıyor, karşılaştıklarında ise zoraki konuşuyordu.Sevgiye, aşka dair herşeyi unuttuğunda kendini mutlu hissediyordu.Aşk ona mutluluktan çok acı veriyordu.Kendisini toplamaya tüm bu konulardan uzak kalmaya ve duygularını karanlığa gömmeye çalışıyordu.İncinmişti çünkü.Her denediğinde biraz daha fazla incinmişti...

Ama Mustafa tüm bunları bilmesine rağmen bencilce davranarak onun sevgisini istemekte diretiyordu.Dayanamıyordu,kendini tutamıyordu.Onun gözünde ayrılık için hiçbir neden yoktu.Seven iki insanın arasına ne girebilirdi ki?.Ne bir insan,ne para ne de uzak mesafeler,ne de insanların söyledikleri...Ona göre, onsuz geçen her dakika bir kayıptı.Şu kısacık,ne kadar yaşayacağımızı bilmediğimiz dünyada her saniyeyi kıymetli buluyordu.

- Ağbi bir çay daha ister misin?

İrkildi.Yeniden şimdiki zamana döndü.

-Hayır,sağol. dedi

Her zaman olduğu gibi tüm bu olayları düşündükten sonra içindeki saflığa yenileceği an gelmişti.Polyannacılık oynamaya başlamıştı.Hep aynı şey oluyordu.Saatlerce beyninde onu eleştirip eleştirip sonra da o beni seviyor yapmaz öyle şey mutlaka bir nedeni vardır diyip ona olan bağlılığını hep devam ettiriyordu.

Ayrıldıklarından beri karşısına bir kez olsun çıkmamış,yolunu kesip gözlerinin içine bakarak "Seni seviyorum" dememişti.Belki Yağmur Mustafa yı görse,bir kere görse herşey değişirdi.Dayanamazdı belki.Yağmur bakmaya doyamazdı ona.Yanına geldiğinde ona sokulduğunda bambaşka bir dünyadaymış gibi hissederdi kendini.

Kim bilir belki herşey değişir diye heyecanlandı.Aceleyle kalktı.Kalkmak üzere olan vapura günün başlangıcındaki heyecanı ile adımını attı.Yerinde duramıyordu,oturamadı.Vapurun arka tarafındaki açık balkona çıkmaya karar verdi.Dışarıda kimsecikler yoktu.Kim çıkardı ki bu soğukta dışarı...

Uzun süre vapurun arkasında süzülen köpükleri izledi.İyiden iyiye dalmıştı.Sonra bir sesle irkildi.Giderek yükselen bir sesle az ileride bir çift tartışıyordu.Kulak misafiri oldu.Bir davet söz konusuydu.Erkek bu davete katılmak çok istiyordu.Onu da bu yönde ikna etmeye çalışıyordu.Türlü türlü kelimelerle onu caydırmaya çalışıyordu.Ne olur..Hadi ama..yapma böyle..Ama kız hiç istemiyordu.

Mustafa onların yüz ifadeleriyle ilgilendi.Oğlanın yalvar yakar tavırlarına, kızın "hiç istemiyorum bundan nasıl kurtulabilirim" demeye çalışan bakışlarına baktı.Sanki az sonra yaşayacağı anlar karşısında bir tiyatro oyunu gibi sergileniyordu.

Biraz sonra rol alacağı oyunu görmek onu etkiledi.İsteksiz bir kız, onu caydırmaya çalışan erkek...Böyle olmamalıydı.Hayatta hiçbirşey zorla olmamalıydı.İnsanlar istedikleri yerlere gidebilmeli,istedikleri insanla gezebilmeli,istedikleri yaşamı yaşayabilmeliydi.

Eğer giderse aynı bakışlara mağruz kaldığında kendini nasıl hissedeceğini düşündü.Çok kötü hissetti kendini.Neden gidiyordu ki sanki...Yağmur'un onu istemediği yaptıklarından açıkca belliydi.Zorla gelen mutluluktan ne hayır gelirdi ki?.Yağmur böyle yaşamayı,onsuz yaşamayı seçmişti.Elden ne gelirdi.Eğer bu durum değişecekse o istediği için değişmeliydi.Ancak bu şekilde gerçek mutluluk olabilirdi.Ancak iki insan kavuşmayı dilerse,gerçekten isterse buluştukları an birbirlerine sarıldıkları an ikiside mutluluktan havaya uçabilirdi.

"Herkes mutlu olduğu gibi yaşamayı seçer" diye düşündü."Yağmur da belki böyle daha mutlu" dedi içinden.Artık bencilce kendi mutluluğu için düşünmekten yılmaya başlamıştı.İlk kez onun bakış açısından,onun mutluluğu için düşünmeye başlamıştı."Belki de şuanda okuldan çıkıp arkadaşlarıyla eğlenmeye gidecek" diye düşündü.

Ortaya çıkarak,eski meseleleri açarak onu hep üzdüğünü hissetti.İstediği bu değildi."Ben madem hep onun üzülmesine neden oluyorum,madem o böyle mutlu...geri dönmekten başka çare yok" diye düşündü.

Vapur iskeleye yanaşmış herkes inmişti.Ama o inemedi.Yapamadı.

Yıllar öncesinden ayrılık kelimesi ortaya çıkmasına rağmen senelerdir sevgisini,umudunu hep canlı tutmuştu.Sanki hiç ayrılmamış gibi hep ona mesajlar atmış,geri dön çağrıları yapmış,posta kutusunu onu ne kadar sevdiğini içeren mektuplarla doldurmuş ve hep sevildiğini düşünerek onun sevgisini istemişti.

Yağmur mustafa nın iyiliği için onu terk ettiğini söylemişti.Şimdi de Mustafa ilk kez onun iyiliği için onu rahat bırakma kararı almıştı.Belkide bu an gerçekten ayrıldıkları an olacaktı...

1 yorum:

Adsız dedi ki...

Harika, içinde yer yer kendimi bulduğum bir yazı, tebrik ederim mustafa
hüzünlendirdin...