04 Ocak 2007

Mustafa ve Yağmur - Bölüm 1

Hayatının en güzel gününe uyanmıştı.Hemen kalktı.İçinde garip bir sevinç,büyük bir umut vardı.Çok uzun zamandır görmediği yağmuruna gidecekti.Yıllarca içinde ezdiği satırları ortaya dökmeye hazırlanıyordu.

Onunla tanıştığı ilk günkü gibi hazırlandı aynanın karşısında.İlk zamanlar bu hazırlanışı çok kısa sürmüştü saçları kısacık ve sade idi.Şimdi ise up uzun ve dağınıktı.Tıpkı o gün olduğu gibi aynaya bakarak dilek dilemeye karar verdi.İlk gün dilediği o dilek tutmuştu.Allah'tan gerçek aşkı yaşatacak insanın o olmasını dilemişti.Gerçekleşti...Şimdi aynı güvenle tekrar bir dilek tuttu.İçinden "Ne olur evet desin " dedi ve çıktı.

Harika birgündü.Tüm arkadaşları okula doğru yürürken o aksi yöne yürüyordu.Onlara bakarak onlara gülümsüyordu.Aslında o da bir okula gidiyordu.Kendine ait olmayan rüyalarına kadar giren bir okul.Yağmurun okulu...

Gidecekti onun okuluna.Bekleyecekti kapıda sabahtan akşama kadar.Elbet çıkacaktı.Görecekti o güzel yüzü.Son bir kez davet edecekti onu içindekileri dökeceği mekana.Haykıracaktı içindekileri,bitirecekti bu sebepsiz ayrılığı.Onunda onu hala deliler gibi sevdiğini sanıyordu.Öyle olmalıydı.Karşısına geçecekti ve ondan sonuna kadar söylediklerini dinlemesini istecekti.

Su gibi aktı sokaklardan.Biran önce onu okula kavuşturacak vapura binebilmek için sabırsızlanıyordu.Herşey gözüne farklı görünüyordu.Bugün uzun zamandan sonra ilk kez başı öne eğik yürümüyordu.Gülen yüzleri,oyun oynayan kedileri,gülüşen sevgilileri görebiliyordu.

Ve işte iskele.Ne şans ki yağmurunu ondan hep alıp götüren vapur bu sefer onu kavuşturmak için bekliyordu.İskeleye adımını attı.Eski halinden eser kalmamış harabeye benziyen yapıya şöyle bir baktı.Onu aylarca sürecek olan hasrete sürükleyen günü hatırladı.Aynı vapur,aynı iskele,aynı hüzünlü duruş...

Nasılda geçmişti bu turnikelerden salına salına, yavaşça dönüp arkasına bakmıştı son kez o hüzünlü bakışlarla.Nasıl binmişti o hasret vapuruna,nasıl gidebilmişti beni geride gözü yaşlı bırakarak...

Vapurun acı düdüğüyle tekrar şimdiki ana geri döndü.Turnikeye doğru yavaşça ilerlemeye başladı.Bir sete çarpıp duran bir çağlayan gibi durulmuştu.Aksine hayat hızlanmıştı.Vapura yetişebilmek için insanlar yanından hızla geçiyordu.O ise aklında birbir düşünce geçti turnikeden.Vapura uzanan yol bitmek bilmez bir yol gibi göründü gözüne.Aklında onun söyledikleri,davranışları ve ayrılık sebebi vardı şimdi.

Ne kadar aptal olduğunu düşündü.Tanıştıkları ilk zamanlarda söylediği bir cümle yüzünden herşey mahfolmuştu.Onun ilk sevgilisi olmadığını hissetmişti mustafa.Kendisi ne yapacağını bilemezken yağmur yapılması gerekenleri çok iyi biliyordu.Bunu onada söylemişti.

Bunun üzerine Yağmur kendini çok kötü hissetmiş ve ağlamaya başlamıştı.Çünkü mustafanın yıllarca kendini tek bir insana,evleneceği kişiye sakladığını öğrenmişti.Sırf bunun uğruna herkesi geri çevirdiğini duymuştu.Kendisinin ona layık olmadığını düşünüyor ve kendinden nefret ediyordu.

Mustafa onun bu üzüntüsünden onun ilk sevgilisi olmadığını anlamıştı.Belli ki çok üzülüyordu.Bişeyler yapmalıydı.Onu bu duygulardan kurtarabilmek,tekrar cesaretlendirebilmek için bişeyler yapması gerekiyordu.O an aceleyle çok düşünmeden söyleyeceği sözlerin kendisine çok pahalıya mal olacağını nerden bilebilirdi ki?


O kısacık süre içersinde düşündü.Ailesini yaşantısını tahmin etti.Oldukça baskılı,dini kavramlara çok önem veren bir ailenin kızıydı.Karar verdi ve düşüncesinin kesinliğinden emin bir şekilde söyledi :

" Belki ilk öptüğün kişi ben değilim belki birçok sevgilin oldu hayatında ama olsun bu önemli değil.Öpmek masum bişey.Sevenlerin sevgilerini gösterdiği masum bir yol.Önemli olan daha ileri gitmiş olmaman kendini hayatının adamına saklamış olman,önemli olan bu. Bunu başaramayan insanlar iğrenç.Ne kadar kötü bişey başkasının zevk aldığı bir insanla birlikte olmak.Ama sen öyle değilsin bunu başarabilmişsin ve benim önem verdiğim bu eğme yüzünü sarıl bana..."

Bu sözlerin üzerine yağmurun gözyaşları daha da şiddetli akar olmuştu.O an oracıkta ölmek istiyordu.Sevdiği adamdan bu sözleri duymak onu yıkmıştı.

Mustafa onun o anda akan şiddetli göz yaşlarını onu mutlu ettiğini sanarak önemsemedi.Sandı ki onu yüceltti,bir yarayı sardı.Nerden bilsindi ki onun daha önceki sevgilerine kanıp, onlarla birlikte olduğunu...Söylemişti bu sözleri bir kere.Genç kızın kalbini içten içe çok incitmişti,kırmıştı.

Bir genç kızın kalbi kırıldığı zaman tamir etmesi çok zordur.O da edemedi.Yağmur, Mustafa'nın durumu bilmeden söylediği tüm bu sözleri onun içinden gelen gerçek sözler olarak benimsedi hep.Mustafa ne dediyse sırt çevirdi.Onu beklediği temiz ve saf kıza kavuşturabilmek için ondan uzak kaldığı bir gün onu terk etti.

Mustafa o günden sonra hiçbir zaman eskisi gibi olamadı.Gülerken hep içi ağladı.Yalvardı,yakardı.Aylarca dil döktü.Ne dediyse onu geriye getiremedi.Oysaki artık çok iyi anlamıştı ki değil kız olması 5 çocuklu bile olsa onu ömrü boyunca hep sevecekti.Defalarca talipler geldi karşısına,istediği gibi saf.Ama olmadı çünkü sevmek ap ayrı bişeydi.Onda bulamayacağı kadar değerli bişeyi sevmişti.

Mustafa'nın onda sevdiği onun ruhuydu.Üstelik yağmurun bu davranışı onu gözünde daha da yüceltmişti.Sevdiği insanın mutlu olabilmesi,düşüncelerini gerçekleştirebilmesi için sevdiğini özgür kılabilecek kadar asil bir insandı.Gömmüştü sevdasını yüreğine.Mustafa bunu biliyordu.Hiçbir zaman yılmadı.Ondan seni sevmiyorum sözcüğünü duyana kadar onu bırakmayacağına yemin etti.Ama o yıllar boyunca ne seviyorum dedi ne de aksini söyledi...

Yalnızlığı içinde kayboldu Mustafa.Kendi ürettiği fikirlerle boğuştu.O fikirlere yenildi, o fikirlerle yeniden sevdi.Bazen "Sevse ne olursa olsun gelirdi.." dedi.Bazense " Gelecekte bir zaman elbet kavuşacağız" dedi.Bu belirsizlik onun hayatını mahfetti.Çoğu zaman evine kapanıyor ve bu düşüncelere boğuluyor,ağlıyordu.Yapacak bişey yoktu.Çaresizliği en derinden hissediyordu.Ölmekten beterdi yaşadığı.Yaşayan bir ölüydü o artık.Hergün tekrar ölen bir insandı.

Hayata öfkeleniyordu.Hem şeytan hem iyilik meleği konuşuyordu içinde.Prozak adında yeni bir düşmanı daha vardı.Zehiri yutuyordu artık her gün.Etrafında onu düşünen,yardım eden,anlayan hiçbir arkadaşı yoktu artık.Yapayalnızdı.

Bir cevap alsa ondan hayatı değişebilecekti tekrar kendine bir çeki düzen verebilecekti ya diyecekti sevmiyorum seni git,ya diyecekti gel.Yani ya yaşayan ölüyü öldürecekti yada kurtaracaktı onu lanetinden.

Mustafa hep böyle gidip geldi düşüncelerinde.Bugünde o günlerden biriydi.Duygularının iyice depreştiği bir günde vapur iskelesinde gidip geliyordu düşünceleri.Farketti ki başı yine öne eğik.Kaldırdı.

Kaldırdığında vapur çoktan gitmişti...

Hiç yorum yok: