25 Eylül 2007

Anahtar

Hayat yolunda yürüyorsun tek başına... Evet tek başına... Kalabalığın içinde yalnızsın aslında, yapayalnız. Taşıdığın acılar senin dostun olmuş, nefretin ve hayata olan kızgınlığın senin yoldaşın olmuş.

Bu yolda yürürken altın kaplı çok güzel bir anahtar buldun. Dayanamadın aldın. Gönül kapını zorladın, açamadın, açamıyorsun ve açamayacaksın.... Gönül tek , kilit tek, anahtar tek...

O kapının önünde zorluyorsun o anahtarı. Defalarca takıp çıkarıyorsun, açmıyor tekrar deneyip çıkarıyorsun. Yaşananlara inat açmasını istiyorsun bu anahtarın gönlünün kapısını.Gözünden okunuyor gönlünün asıl anahtarını kaybetmiş olmanın acısı...Hırsla deniyorsun , hayal kırıklığı ile ağlıyorsun...

Hem anahtara, hem de kilite zarar veriyorsun. Ne olur ne olmaz diye o anahtarı hep cebinde tutmak istiyorsun. Anahtarlığına takıp geziyorsun. Bir tek cebine elini attığında görüyorsun, hatırlıyorsun biraz ilgi gösterip yeniden cebine koyuyorsun.

Anahtar napsın.... o kadar çok istiyor ki açabilmeyi...çiziliyor, çapaklanıyor , rengi soluyor ama her defasında umutla deniyor, beceriksizliğine üzülüyor...

Çok istiyor işe yaramak ama olmuyor...

Kıvırcık
25.09.2007
Sweethome

28 Mayıs 2007

Bana seviyorum dedirtmeyin

Bana seviyorum dedirtmeyin

İçim acıyor, canım yanıyor.
Çünkü sevgim katkısız, yalansız ...
Kaptırıyorum kendimi istemeden,
Derinden yaşıyorum sevdamı,
Kalbime kalın çizgilerle yazıyorum adını.
sonra aldatıldığımı görünce, vuruyorum duvarlara başımı.

Oynayacaksanız benimle,
Atacaksanız hasret ateşine,
Bana seviyorum dedirtmeyin; ne olur...

Kullanılıp atılan bir mendil değilim ben
yada içi yenildikten sonra atılan çikolata kağıdı.
İnsanım ben.
Sevdiğini baş tacı eden,
Her saniye sevdiğini hayal eden,
Sevdiğine küçücük bir çocuğun saflığıyla bağlanan bir insan.

Ama yok!
Saflığımı kullanacak iseniz,
Beni sevgisizlikle vuracak iseniz,
Bana seviyorum dedirtmeyin; ne olur...

04 Ocak 2007

Mustafa Ve Yağmur - Bölüm 2

Gözleri dolmuştu.İçi acıdı yine.Karışmıştı duyguları.Beklemeli miydi bir sonraki vapuru? yoksa çoğu zaman olduğu gibi çaresizlik içinde geri mi dönmeliydi?.Çıktı iskeleden yan taraftaki çay bahçelerinden birine oturdu.En kıyıdaki yeri seçti.Dalgaların sesini duymak istiyordu.Cansız olan her nesnenin konuşup ona yol göstermesini istiyordu.Martılara,balıklara soruyordu.Gözleri uzaklara daldı...

Gitsem...diye düşündü.Ne olacaktı?.Kendisi ile görüşmek istemeyen birisinin karşısına geçip konuşacaktı.En zor şeylerden biridir kafasında fikri belli olan birine karşı konuşmak.Ne diyecekti ki...Ayrılık süresince ettiği onca sitem,onca haykırış,yakarış,öfke...zaten bunlar herşeyi berbat etmemiş miydi?.O ise tüm bunlara rağmen ona tek kelime etmemişti.

Düşündü..İnsan sevdiğinin yanında olmaz mıydı?.Nasıl dayanırdı seven,sevdiği bir adım yakınında olduğu halde sırt çevirmeye?.Kendi sevgisini düşündü.O her ne yaparsa yapsın,nefret ettiğini söylese de,yüzüne tükürse de,en ağır sözleri söylesede,milyonlarca kilometre öteye gitsede en zor anında ona yardım edebilmek için onun yanına gelebilecek kadar çok sevebiliyordu.

Ama Yağmur öyle düşünmüyordu.Mustafa en üzüntülü anında ondan bir mesaj, bir tepki beklediği halde, onu bile ondan esirgiyordu.Hatta üstüne üstlük o anda gülücükler dolu mesajları arkadaşlarına yazabiliyordu.Ona umut vermemek için elinden geleni yapıyordu.Ondan mümkün olduğu kadar uzak durmaya çalışıyordu.Aradığı zaman görmezden geliyor,mesajlarını almamış gibi davranıyor, karşılaştıklarında ise zoraki konuşuyordu.Sevgiye, aşka dair herşeyi unuttuğunda kendini mutlu hissediyordu.Aşk ona mutluluktan çok acı veriyordu.Kendisini toplamaya tüm bu konulardan uzak kalmaya ve duygularını karanlığa gömmeye çalışıyordu.İncinmişti çünkü.Her denediğinde biraz daha fazla incinmişti...

Ama Mustafa tüm bunları bilmesine rağmen bencilce davranarak onun sevgisini istemekte diretiyordu.Dayanamıyordu,kendini tutamıyordu.Onun gözünde ayrılık için hiçbir neden yoktu.Seven iki insanın arasına ne girebilirdi ki?.Ne bir insan,ne para ne de uzak mesafeler,ne de insanların söyledikleri...Ona göre, onsuz geçen her dakika bir kayıptı.Şu kısacık,ne kadar yaşayacağımızı bilmediğimiz dünyada her saniyeyi kıymetli buluyordu.

- Ağbi bir çay daha ister misin?

İrkildi.Yeniden şimdiki zamana döndü.

-Hayır,sağol. dedi

Her zaman olduğu gibi tüm bu olayları düşündükten sonra içindeki saflığa yenileceği an gelmişti.Polyannacılık oynamaya başlamıştı.Hep aynı şey oluyordu.Saatlerce beyninde onu eleştirip eleştirip sonra da o beni seviyor yapmaz öyle şey mutlaka bir nedeni vardır diyip ona olan bağlılığını hep devam ettiriyordu.

Ayrıldıklarından beri karşısına bir kez olsun çıkmamış,yolunu kesip gözlerinin içine bakarak "Seni seviyorum" dememişti.Belki Yağmur Mustafa yı görse,bir kere görse herşey değişirdi.Dayanamazdı belki.Yağmur bakmaya doyamazdı ona.Yanına geldiğinde ona sokulduğunda bambaşka bir dünyadaymış gibi hissederdi kendini.

Kim bilir belki herşey değişir diye heyecanlandı.Aceleyle kalktı.Kalkmak üzere olan vapura günün başlangıcındaki heyecanı ile adımını attı.Yerinde duramıyordu,oturamadı.Vapurun arka tarafındaki açık balkona çıkmaya karar verdi.Dışarıda kimsecikler yoktu.Kim çıkardı ki bu soğukta dışarı...

Uzun süre vapurun arkasında süzülen köpükleri izledi.İyiden iyiye dalmıştı.Sonra bir sesle irkildi.Giderek yükselen bir sesle az ileride bir çift tartışıyordu.Kulak misafiri oldu.Bir davet söz konusuydu.Erkek bu davete katılmak çok istiyordu.Onu da bu yönde ikna etmeye çalışıyordu.Türlü türlü kelimelerle onu caydırmaya çalışıyordu.Ne olur..Hadi ama..yapma böyle..Ama kız hiç istemiyordu.

Mustafa onların yüz ifadeleriyle ilgilendi.Oğlanın yalvar yakar tavırlarına, kızın "hiç istemiyorum bundan nasıl kurtulabilirim" demeye çalışan bakışlarına baktı.Sanki az sonra yaşayacağı anlar karşısında bir tiyatro oyunu gibi sergileniyordu.

Biraz sonra rol alacağı oyunu görmek onu etkiledi.İsteksiz bir kız, onu caydırmaya çalışan erkek...Böyle olmamalıydı.Hayatta hiçbirşey zorla olmamalıydı.İnsanlar istedikleri yerlere gidebilmeli,istedikleri insanla gezebilmeli,istedikleri yaşamı yaşayabilmeliydi.

Eğer giderse aynı bakışlara mağruz kaldığında kendini nasıl hissedeceğini düşündü.Çok kötü hissetti kendini.Neden gidiyordu ki sanki...Yağmur'un onu istemediği yaptıklarından açıkca belliydi.Zorla gelen mutluluktan ne hayır gelirdi ki?.Yağmur böyle yaşamayı,onsuz yaşamayı seçmişti.Elden ne gelirdi.Eğer bu durum değişecekse o istediği için değişmeliydi.Ancak bu şekilde gerçek mutluluk olabilirdi.Ancak iki insan kavuşmayı dilerse,gerçekten isterse buluştukları an birbirlerine sarıldıkları an ikiside mutluluktan havaya uçabilirdi.

"Herkes mutlu olduğu gibi yaşamayı seçer" diye düşündü."Yağmur da belki böyle daha mutlu" dedi içinden.Artık bencilce kendi mutluluğu için düşünmekten yılmaya başlamıştı.İlk kez onun bakış açısından,onun mutluluğu için düşünmeye başlamıştı."Belki de şuanda okuldan çıkıp arkadaşlarıyla eğlenmeye gidecek" diye düşündü.

Ortaya çıkarak,eski meseleleri açarak onu hep üzdüğünü hissetti.İstediği bu değildi."Ben madem hep onun üzülmesine neden oluyorum,madem o böyle mutlu...geri dönmekten başka çare yok" diye düşündü.

Vapur iskeleye yanaşmış herkes inmişti.Ama o inemedi.Yapamadı.

Yıllar öncesinden ayrılık kelimesi ortaya çıkmasına rağmen senelerdir sevgisini,umudunu hep canlı tutmuştu.Sanki hiç ayrılmamış gibi hep ona mesajlar atmış,geri dön çağrıları yapmış,posta kutusunu onu ne kadar sevdiğini içeren mektuplarla doldurmuş ve hep sevildiğini düşünerek onun sevgisini istemişti.

Yağmur mustafa nın iyiliği için onu terk ettiğini söylemişti.Şimdi de Mustafa ilk kez onun iyiliği için onu rahat bırakma kararı almıştı.Belkide bu an gerçekten ayrıldıkları an olacaktı...

Mustafa ve Yağmur - Bölüm 1

Hayatının en güzel gününe uyanmıştı.Hemen kalktı.İçinde garip bir sevinç,büyük bir umut vardı.Çok uzun zamandır görmediği yağmuruna gidecekti.Yıllarca içinde ezdiği satırları ortaya dökmeye hazırlanıyordu.

Onunla tanıştığı ilk günkü gibi hazırlandı aynanın karşısında.İlk zamanlar bu hazırlanışı çok kısa sürmüştü saçları kısacık ve sade idi.Şimdi ise up uzun ve dağınıktı.Tıpkı o gün olduğu gibi aynaya bakarak dilek dilemeye karar verdi.İlk gün dilediği o dilek tutmuştu.Allah'tan gerçek aşkı yaşatacak insanın o olmasını dilemişti.Gerçekleşti...Şimdi aynı güvenle tekrar bir dilek tuttu.İçinden "Ne olur evet desin " dedi ve çıktı.

Harika birgündü.Tüm arkadaşları okula doğru yürürken o aksi yöne yürüyordu.Onlara bakarak onlara gülümsüyordu.Aslında o da bir okula gidiyordu.Kendine ait olmayan rüyalarına kadar giren bir okul.Yağmurun okulu...

Gidecekti onun okuluna.Bekleyecekti kapıda sabahtan akşama kadar.Elbet çıkacaktı.Görecekti o güzel yüzü.Son bir kez davet edecekti onu içindekileri dökeceği mekana.Haykıracaktı içindekileri,bitirecekti bu sebepsiz ayrılığı.Onunda onu hala deliler gibi sevdiğini sanıyordu.Öyle olmalıydı.Karşısına geçecekti ve ondan sonuna kadar söylediklerini dinlemesini istecekti.

Su gibi aktı sokaklardan.Biran önce onu okula kavuşturacak vapura binebilmek için sabırsızlanıyordu.Herşey gözüne farklı görünüyordu.Bugün uzun zamandan sonra ilk kez başı öne eğik yürümüyordu.Gülen yüzleri,oyun oynayan kedileri,gülüşen sevgilileri görebiliyordu.

Ve işte iskele.Ne şans ki yağmurunu ondan hep alıp götüren vapur bu sefer onu kavuşturmak için bekliyordu.İskeleye adımını attı.Eski halinden eser kalmamış harabeye benziyen yapıya şöyle bir baktı.Onu aylarca sürecek olan hasrete sürükleyen günü hatırladı.Aynı vapur,aynı iskele,aynı hüzünlü duruş...

Nasılda geçmişti bu turnikelerden salına salına, yavaşça dönüp arkasına bakmıştı son kez o hüzünlü bakışlarla.Nasıl binmişti o hasret vapuruna,nasıl gidebilmişti beni geride gözü yaşlı bırakarak...

Vapurun acı düdüğüyle tekrar şimdiki ana geri döndü.Turnikeye doğru yavaşça ilerlemeye başladı.Bir sete çarpıp duran bir çağlayan gibi durulmuştu.Aksine hayat hızlanmıştı.Vapura yetişebilmek için insanlar yanından hızla geçiyordu.O ise aklında birbir düşünce geçti turnikeden.Vapura uzanan yol bitmek bilmez bir yol gibi göründü gözüne.Aklında onun söyledikleri,davranışları ve ayrılık sebebi vardı şimdi.

Ne kadar aptal olduğunu düşündü.Tanıştıkları ilk zamanlarda söylediği bir cümle yüzünden herşey mahfolmuştu.Onun ilk sevgilisi olmadığını hissetmişti mustafa.Kendisi ne yapacağını bilemezken yağmur yapılması gerekenleri çok iyi biliyordu.Bunu onada söylemişti.

Bunun üzerine Yağmur kendini çok kötü hissetmiş ve ağlamaya başlamıştı.Çünkü mustafanın yıllarca kendini tek bir insana,evleneceği kişiye sakladığını öğrenmişti.Sırf bunun uğruna herkesi geri çevirdiğini duymuştu.Kendisinin ona layık olmadığını düşünüyor ve kendinden nefret ediyordu.

Mustafa onun bu üzüntüsünden onun ilk sevgilisi olmadığını anlamıştı.Belli ki çok üzülüyordu.Bişeyler yapmalıydı.Onu bu duygulardan kurtarabilmek,tekrar cesaretlendirebilmek için bişeyler yapması gerekiyordu.O an aceleyle çok düşünmeden söyleyeceği sözlerin kendisine çok pahalıya mal olacağını nerden bilebilirdi ki?


O kısacık süre içersinde düşündü.Ailesini yaşantısını tahmin etti.Oldukça baskılı,dini kavramlara çok önem veren bir ailenin kızıydı.Karar verdi ve düşüncesinin kesinliğinden emin bir şekilde söyledi :

" Belki ilk öptüğün kişi ben değilim belki birçok sevgilin oldu hayatında ama olsun bu önemli değil.Öpmek masum bişey.Sevenlerin sevgilerini gösterdiği masum bir yol.Önemli olan daha ileri gitmiş olmaman kendini hayatının adamına saklamış olman,önemli olan bu. Bunu başaramayan insanlar iğrenç.Ne kadar kötü bişey başkasının zevk aldığı bir insanla birlikte olmak.Ama sen öyle değilsin bunu başarabilmişsin ve benim önem verdiğim bu eğme yüzünü sarıl bana..."

Bu sözlerin üzerine yağmurun gözyaşları daha da şiddetli akar olmuştu.O an oracıkta ölmek istiyordu.Sevdiği adamdan bu sözleri duymak onu yıkmıştı.

Mustafa onun o anda akan şiddetli göz yaşlarını onu mutlu ettiğini sanarak önemsemedi.Sandı ki onu yüceltti,bir yarayı sardı.Nerden bilsindi ki onun daha önceki sevgilerine kanıp, onlarla birlikte olduğunu...Söylemişti bu sözleri bir kere.Genç kızın kalbini içten içe çok incitmişti,kırmıştı.

Bir genç kızın kalbi kırıldığı zaman tamir etmesi çok zordur.O da edemedi.Yağmur, Mustafa'nın durumu bilmeden söylediği tüm bu sözleri onun içinden gelen gerçek sözler olarak benimsedi hep.Mustafa ne dediyse sırt çevirdi.Onu beklediği temiz ve saf kıza kavuşturabilmek için ondan uzak kaldığı bir gün onu terk etti.

Mustafa o günden sonra hiçbir zaman eskisi gibi olamadı.Gülerken hep içi ağladı.Yalvardı,yakardı.Aylarca dil döktü.Ne dediyse onu geriye getiremedi.Oysaki artık çok iyi anlamıştı ki değil kız olması 5 çocuklu bile olsa onu ömrü boyunca hep sevecekti.Defalarca talipler geldi karşısına,istediği gibi saf.Ama olmadı çünkü sevmek ap ayrı bişeydi.Onda bulamayacağı kadar değerli bişeyi sevmişti.

Mustafa'nın onda sevdiği onun ruhuydu.Üstelik yağmurun bu davranışı onu gözünde daha da yüceltmişti.Sevdiği insanın mutlu olabilmesi,düşüncelerini gerçekleştirebilmesi için sevdiğini özgür kılabilecek kadar asil bir insandı.Gömmüştü sevdasını yüreğine.Mustafa bunu biliyordu.Hiçbir zaman yılmadı.Ondan seni sevmiyorum sözcüğünü duyana kadar onu bırakmayacağına yemin etti.Ama o yıllar boyunca ne seviyorum dedi ne de aksini söyledi...

Yalnızlığı içinde kayboldu Mustafa.Kendi ürettiği fikirlerle boğuştu.O fikirlere yenildi, o fikirlerle yeniden sevdi.Bazen "Sevse ne olursa olsun gelirdi.." dedi.Bazense " Gelecekte bir zaman elbet kavuşacağız" dedi.Bu belirsizlik onun hayatını mahfetti.Çoğu zaman evine kapanıyor ve bu düşüncelere boğuluyor,ağlıyordu.Yapacak bişey yoktu.Çaresizliği en derinden hissediyordu.Ölmekten beterdi yaşadığı.Yaşayan bir ölüydü o artık.Hergün tekrar ölen bir insandı.

Hayata öfkeleniyordu.Hem şeytan hem iyilik meleği konuşuyordu içinde.Prozak adında yeni bir düşmanı daha vardı.Zehiri yutuyordu artık her gün.Etrafında onu düşünen,yardım eden,anlayan hiçbir arkadaşı yoktu artık.Yapayalnızdı.

Bir cevap alsa ondan hayatı değişebilecekti tekrar kendine bir çeki düzen verebilecekti ya diyecekti sevmiyorum seni git,ya diyecekti gel.Yani ya yaşayan ölüyü öldürecekti yada kurtaracaktı onu lanetinden.

Mustafa hep böyle gidip geldi düşüncelerinde.Bugünde o günlerden biriydi.Duygularının iyice depreştiği bir günde vapur iskelesinde gidip geliyordu düşünceleri.Farketti ki başı yine öne eğik.Kaldırdı.

Kaldırdığında vapur çoktan gitmişti...